• Proje Hakkında - About The Project

    … Merdivenli yolların kaç basamaktan oluştuğundan, kemer kavislerinin açı derinliğinden, çatıların hangi kurşun levhalarla kaplandığından söz edebilirim sana; ama şimdiden biliyorum, hiçbir şey söylememiş olacağım sonunda. Zira bir kenti kent yapan şey bunlar değil, kapladığı alanın ölçüleri ile geçmişinde olup bitenler arasındaki ilişkidir.

    … Anılardan akıp giden bu dalgayı bir sünger gibi emer kent, ve genişler. Oysa kent geçmişini dile vurmaz, çizik çentik, oyma ve kakmalarında zamanın izini taşıyan her parçasına, sokak köşelerine, pencere parmaklıklarına, merdiven tırabzanlarına, paratoner antenlerine, bayrak direklerine yazılı geçmişini bir elin çizgisi gibi barındırır içinde.
    Italo Calvino / Görünmez Kentler

    İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın desteklediği proje İstanbul’un tarih boyunca geçirdiği yıkımlar ve yeniden yapılmaları, seçilmiş olan 12 yapı üzerinden tartışmaya açıyor. Günümüzde var olmayan, İstanbul’un farklı dönemlerinden seçilen ve farklı nedenlerle yıkılan bu 12 yapı, serginin çerçevesini oluşturuyor. Seçilen yapılar ile ilgili bir tarih araştırması yapıldıktan sonra, elde edilen bilgiler üzerinden yapılar bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak canlandırıldı. Sonrasında ise “Peki bu yıkımlar olmasaydı, kent nasıl gelişirdi?” sorusu üzerinden yapılar, ve çevrelerindeki kent parçaları ile ilgili senaryolar üretildi. Çalışmalar,  hem yapıların bulundukları yerlerde yapılan yerleştirmelerle, hem de anasergi ve kitap ile kentlilerle paylaşılıyor.

    … I could tell you how many steps make up the streets rising like stairways, and the degree of the arcade’s curves… but I already know this would be the same as telling you nothing. The city does not consist of this, but of relationships between the measurements of its space and the events of its past.

    … as this wave from memories flows in, the city soaks it up like a sponge and expands… the city, however, does not tell its past, but contains like the lines of a hand, written in the corners of the streets, the gratings of the window, the banisters of the steps, the antennae of the lighting rods, the poles of the flags, every segment marked in turn with scratches, indentations, scrolls.
    Italo Calvino, Invisible Cities

    The project that is supported by the Istanbul 2010 European Capital of Culture Agency, opens the destructions and reconstructions in the city to discussion through 12 selected buildings. These buildings, that do not exist anymore, are selected from different historical eras of Istanbul considering different destruction causes and they form the framework of the exhibition. After an in depth research about the architectural history of the selected buildings, they are recreated in computer environment. Following the historical research, the question “what would have happened if these destruction never took place? ” was the starting point for the creation of different urban scenarios about the buildings. The results are shared through in-situ installations, the main exhibition and the exhibition catalogue. 

























  • İstanbul'da Tarih ve Yıkım - History and Destruction in Istanbul

    İstanbul, diğer birçok çağdaş kent gibi sürekli bir değişimi içinde barındırır. Binlerce yıllık geçmişine rağmen hala canlılığını korumasını, birçok etkenin yanı sıra bu değişimlere de borçludur. Hep aynı kalan ve hareketsiz bırakılan kentlerin, çoğu zaman çözülüp yok olduğu görülür. Dünyada birçok tarihi kent kendini yenileyemediği için tarihe gömülürken, İstanbul yaşamın sürekli olarak devam ettiği az sayıda tarihi kentten biridir. Bu değişim, doğal olarak kente yıkımı da beraberinde getirir, bu yüzden yıkımı kentin var oluş biçimlerinden birisi olarak kabul edebiliriz.

    Yıkım kavramının çağdaş kentin kaçınılmaz bir parçası olduğu bir gerçek, ancak kentin başına gelebilecek en büyük yıkımlardan birini, savaş yıkımını yaşamış olan Avrupa’nın belleğinde “yıkım” ve bunun kaybettirdikleri taze iken, savaş yıkımı yaşamamış olmasına rağmen imar hareketleri, politik kargaşalar, yangınlar ve depremler ile birçok yapının yok olduğu İstanbul’da ise yıkımlar birkaç özel örnek dışında hafızalarda değildir.         

    Kentin “yapım”ları kadar geçirdiği yıkımlar da önemlidir, ve çoğu zaman bilimsellikten uzak, anlık kararlar ile  gerçekleştirilen bu  yıkımları ve yıkılanları hafızalardan silmek kenti öldürmekle eş anlam taşır; çünkü kent, onu oluşturan hikayelerin toplamıdır. Bu yaklaşımla, yok olanları ve bunların hikayelerini kentlinin belleğine geri çağırmak, İstanbul’un ortak bilincini oluşturmada önemli bir role sahip.

    Istanbul, like many other contemporary cities is in constant change. It owes the fact that it is still a lively city to this constant change. Cities that always stay the same, cities that are motionless perish over time. While many cities in the world vanished because they couldn’t renew themselves, Istanbul remained as one of the rare cities where life continued without interruption. This change naturally brings destructions to the city, so that we can consider destruction as one of the forms of existence of the city.

    The concept of destruction is inevitable in a city, but, whereas “destruction” is still fresh in the memories of the European cities that have undergone the destruction of war; Istanbul, a city that did not take any war damage has lost many of its buildings too, sometimes through construction projects, political turmoil or fires and earthquakes, but none of these demolitions are present in the memories of the citizens.

    That’s why the destructions in the city are as important as its constructions, and to erase the memories of these demolitions that were mostly based on ad-hoc and nonscientific decisions is equal to killing the city, because the city is the sum of all its stories.  According to this approach, recalling the destructed buildings and their stories back to the memories of the citizens is important in creating a common consciousness about Istanbul.



  • Sergi Kurgusu - Exhibition Structure

    Günümüze paralel bir zamanda, tüm bu yapıların yok olmadığı bir İstanbul hayal edelim, kent nasıl bir yer olurdu? Bu sorudan yola çıkarak oluşturulan kurgusal çalışmalar İstanbul’da günümüzde de devam eden bazı değişim süreçlerini ve yapının kendi tarihinden bazı bölümleri kendine referans alıyor. Senaryolar, onları çerçeveleyen farklı kent imgeleri ışığında, bazen eleştirileri bazen de mekana dair hayalleri içeriyor, ancak en önemlisi İstanbulluları da bu konuda düşünmeye davet ediyor.
     

    1. Tarihsel Araştırma ve Mimari Çizim
    Tarihsel araştırma Prof. Dr. Turgut Saner danışmanlığında yürütüldü. Yapılar ile ilgili tarihi belgeler ve fotoğraflar toplandı, sosyal çerçevesi araştırıldı ve mimari çizimler üretildi.
        
    2.3D Model

    Planları ve çizimleri tamamlanan yapıların bilgisayar ortamında 3 boyutlu modelleri oluşturuldu. Yakın zamanda yıkılan yapılar ile ilgili fotoğraflar ve çizimler üzerinden gerçeğine yakın modellemeler yapılırken sadece gravürü ya da arkeolojik kalıntıları olanlar için ise dönemin benzer yapılarından esinlenilerek tahminler yürütülmüştür.

    3.Sergi
    Sergide bir yandan İstanbul’daki yıkımlar ve bunların kente olan etkileri tartışılırken bir yandan da tekil mimarlık örnekleri üzerinden bu yıkımların yok ettiği yapıların bilgisayar modelleri yer alıyor.
       
    4.Yerleştirmeler

    Yıkıldıktan sonra zamanla unutulan yapıların dana önce bulundukları yerlere, gelen geçen yerli ve yabancı ziyaretçilere hatırlatmak ve kentlinin belleğine geri çağırmak üzere enstalasyonlar yapıldı.

    5. Kitap
    Kitap serginin devamı olarak düşünülmekle beraber, sergide yer verilemeyen detaylar ve anlatımlarla tamamlanarak, kentsel kurgular, mimarlık tarihi ve sosyal tarih araştırmalarını da içerecek şekilde hazırlandı.

     


    Let’s imagine; in a parallel timeline to our present,  an Istanbul in which these buildings were not demolished, how would the city be like?  The fictional works, that arise from this question, take the contemporary  processes that occur in the city and the history of the  buildings as a reference point. The scenarios, that are framed by different city imaginaries, include criticism as well as dreams about urban space, but above all, they invite the people of Istanbul to think about these dynamics.

    1.Historical Research and Architectural Drawing
    The architectural history research is directed by Prof. Turgut Saner. It included the collection of historical documents and photographs about the buildings, research about the social framework and generation of architectural drawings.

    2.3D Modeling
    3D models of the buildings were generated after the completion of the architectural drawings and plans. The buildings that were demolished more recently could be modelled close to reality through archival photographs and drawings whereas similar buildings from the same era had to be taken as inspiration for the buildings that only had etchings and archaeological remnants as archive material.

    3.Exhibition
    The exhibition discusses the destructions of İstanbul and their effects on the city, as well as historical research and 3d models of single buildings.

    4.Installations
    The installations were located where the buildings existed before they were destructed. The main purpose of the installations is to recall the destructed buildings back to the memory of the citizens as well as reaching local visitors and tourists who are passing by the street.   

    5.Book
    The book will be designed as an extension of the exhibition, it will contain detail that were not included in the exhibition as well as more detailed urban scenarios and architectural and social history researches.