• Tarih

    Yapılış tarihi: 1895
    Mimar: Bozarov
    Yıkım tarihi: 1914
    Yıkım nedeni: Politik
    Yer: Yeşilköy

     “Ahali, önce binanın ahşap aksamını yakmış ve bilahare
    kagir kısmını da tahrip etmiştir… kulenin üzerine ve sair tahrip edilen mahallere Osmanlı bayrakları rekzolunmuştur.
    Halk abidenin en yüksek yerlerinde davullar
    çalarak ilan-ı şadümani etmiştir….”
      Tanin Gazetesi (15 Teşrinisani 1914)

    Ayastefanos Anıtı, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın Rusya açısından kutlu, Osmanlı
    İmparatorluğu açısından ise tatsız bir hatırasıdır.
    Ayastefanos (Yeşilköy) yakınlarındaki Kalitarya (Şenlikköy) mevkiinde inşa edilmiştir. Rusya’nın askeri ve siyasi başarısını simgeleyecek yapı 5000 Rus askerinin anısına adanan bir mezar-kilise olarak düşünülmüştür. Kale görünümlü bir çevre duvarı ve kademelenerek yükselen kulemsi bir düzenleme mimarisinin esaslarını belirlemektedir. Klasik Rus üslubundaki anıtın inşaatı üç yıl sürmüştür. Tasarımı Rus mimar Bozarov’a aittir, iç dekorasyonunda St. Petersburg Akademisi’nden resim sanatçıları görev almıştır. 18 Aralık 1898’de, Rus çarının kuzeni Grandük Nikola Nikolayeviç’in, Fener Rum Patriği’nin ve Osmanlı devlet görevlilerinin hazır bulunduğu bir tören ile açılış ve takdis gerçekleşmiştir.

    Tanin gazetesinde “zahiren bir müessese-i diniye ve hayriye, hakikatte ise Moskof nişane-i zaferi” sözleriyle tanımlanan anıtın yıkılışı, Osmanlı zihninde oluşan huzursuzluğu bir miktar gidermiş olmalıdır. Rusya’nın, Osmanlı Devleti’ne 2 Kasım 1914’te savaş açmasıyla yıkımın zemini hazırlanmıştır. Önce civar köylerden toplanan gruplar, ardından 27. süvari alayı anıtı yıkma girişiminde bulunmuştur. Birbiriyle çelişen bazı anlatımlara göre dinamitler yerleştirilerek ve denizden atılan topların yardımıyla anıt yıkılmıştır; yine de yapının kutsallığına saygı gösterilmiş, çanları indirilmiş ve dini önem taşıyan değerli objeler emniyete teslim edilmiştir.

    14 Kasım 1914’te gerçekleşen yıkım Avusturyalı Sascha-Messter-Gesellschaft Şirketi’nin teknik desteğiyle, Fuat Uzkınay tarafından filme alınmıştır. Yapının enkazından alınan mermerler, tuğlalar başka inşaatlarda kullanılmış ve siyasi zayıflıkların getirdiği olumsuz hislerin en azından somut izleri silinmiştir. Anıtın kare planlı arazisi, özgün sınırlarını korur biçimde bugün askeriye tarafından kullanılmaktadır.
     

    Construction date: 1895
    Architect: Bozarov
    Destruction date: 1914
    Cause of destruction: Political
    Location: Yeşilköy

    “The crowd set the timber furnishings of the building on fire at first and destructed the solid sections thereafter…
    Ottoman flags were erected on top of the tower and on other destructed areas. Masses expressed their joyful feelings playing drums on the highest spots of the monument”
    Tanin newspaper (15 November 1914)

    The Ayastefanos War Memorial commemorates the Russian victory following the 1877-78 Ottoman-Russian War whereas is constitutes an unhappy reminder for the Ottoman part. It was erected in Kalitarya (today Şenlikköy) close to Ayastefanos (today Yeşilköy). The building which was supposed to symbolize the military and political success of Russia was meant to be a burial church dedicated to the memory of 5000 Russian soldiers. A fortress-looking enclosure wall and a towerlike stepped arrangement determine the essentials of its architecture. The construction of the monument in classical Russian style took three years. The architectural design was prepared by the Russian architect Bozarov and the interior decoration done by artists of St Petersburg Academy. The opening ceremony and consecration took place on 18th December 1898 in the presence of Grand Duke Nicola Nicolayevich who is a cousin of the Russian tsar, the Greek Orthodox Patriarch and Ottoman statesmen.

    The demolition of the monument which was defined as “an institution of religion and charity by all outward appearances, yet in fact a Russian victory memorial” in the newspaper of the time Tanin should have removed the sorrowful thoughts of Ottomans for some extent. With Russia’s declaration of war against the Ottoman Empire on 2nd November 1914 the readiness for destruction became concrete. Groups of people arriving from neighboring villages and the 27th cavalry troops attempted to destroy the building. According to some contradictory accounts, the monument was demolished by using dynamites and by cannon shootings from the sea; in spite of this, the sanctity of the building was respected by taking down the bells and by delivering valuable objects of religious significance to the police station.

    The demolition that occurred on 14th November 1914 was filmed by Fuat Uzkınay with the technical support of the Austrian company Sascha-Messter-Gesellschaft. Marbles and bricks taken from the wreckage were used for new constructions and at least formal marks of depressive feelings due to political failures were swept away. The square-shaped ground of the memorial, still with its original boundaries, is used today by military corps.


    Anıt inşa edilirken, Gökhan Akçura Arşivi/ The monument during its construction, Gökhan Akçura Archive

    Anıtın kulesi yıkılmadan önce, Gökhan Akçura Arşivi/ Before the collapse of the tower, Gökhan Akçura Archive

    Patlama anı, Gökhan Akçura Arşivi / The explosion, Gökhan Akçura Archive

    Yıkım sonrası, Gökhan Akçura Arşivi / After the destruction, Gökhan Akçura Archive
  • Su an

    -

    -





  • 3D Model

    Ayastefanos, 3 boyutlu modelleme çalışması / Ayastefanos, 3D rendering,

  • Senaryo


    1. Açık Kent
    Osmanlı dönemi boyunca, Levantenler, Rumlar, Ermeniler ve Türkler’in yaşadığı Yeşilköy (eski adı ile Ayastefanos) birçok önemli olaya tanıklık etmiştir. Bir zamanlar kentten çıkanların ilk durağı ya da kente gelenlerin dinlendikleri son yer olan Yeşilköy artık büyük metropolün bir parçası olmuştur. Semtin tarihindeki en önemli olay ise şüphesiz
    Osmanlı-Rus Savaşı’dır. Rus orduları Yeşilköy’e kadar geldikten sonra Osmanlı’nın kabul ettiği en ağır antlaşmalarından birisi burada imzalanmıştır. Her ne kadar Osmanlı açısından tatsız hatıraları olsa da mimari açıdan İstanbul’daki mimari çeşitliliğin ilginç bir parçası olan bu anıt yıkılmayıp günümüze kadar gelse idi Yeşilköy nasıl bir yer olurdu? Bir kent müzesine çevrilen anıtın içinde Yeşilköy’ün semt tarihi anlatılırken, Atatürk ormanı ile birleşmiş meydanında insanlar kahvelerini yudumlar mıydı?

    1.Open City
    Yeşilköy ( former Ayastefanos), which was a multicultural suburban town with its Levantine, Greek, Armenian and Turkish inhabitants has witnessed a number of important historical events. Once the town was the first stop of the people leaving the city, and the last rest place before entering Istanbul; now it is a part of the metropolis. The most important event in the history of Yeşilköy is probably the Ottoman-Russian war. When the Russian armies occupied the town, the Ottoman Empire had to sign one of the most severe agreements in its history. Although it evoked unpleasant memories for the Ottoman Empire; architecturally the Russian Monument was an interesting addition to the multiplicity of  architectural styles in the city.  How would Yeşilköy look like if it still existed? While the monument is converted into a local history museum, would people sip their coffees in the square which is an extension of the big Atatürk forest.




    2. Düşselleşmiş Kent
    İstanbul’un merkezi 20. yüzyıl başında Tarihi Yarımada ve Pera idi, bugün artık kentin bir parçası olmuş birçok semt ise kendine özgü karakteri olan birer köyden ibaretti. Bu köyler son 50 yılda oluşmuş bir kent dokusu ile birbirine bağlanıp aralarındaki farklar yavaş yavaş yok olsa da halen bazı yerlerde farklı bu karakterleri hissetmek mümkün. İstanbul’u zengin yapan da bu çeşitlilik.  Örneğin 19.yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından kurulan ve halen kentin biraz dışında kaldığı için bu farklı kimliğini koruyabilen Polonezköy’de bu köylerden birisidir. Mesela 1917’de Rusya’daki devrimden kaçıp İstanbul’a yerleşen Ruslar’ın açtıkları lokantalar, barlar ve konser salonları da zamanında kent hayatını oldukça etkilemiştir, hatta izleri Rejans, Ayaspaşa Rus Restoranı gibi restoranlarla günümüze kadar ulaşmıştır. Peki Ayastefanos Anıtı yıkılmayıp günümüze kadar gelseydi, zaten zengin bir etnik yapıya sahip Yeşilköy’e bir de küçük bir Rus topluluğu yerleşse idi bölge nasıl olurdu? İstanbullular hafta sonları tarihi Rus restoranlarında vakit geçirirken meydanını meraklı turistler doldurur muydu?

    2.Phantasmagorical City
    At the beginning of the 20th century, the center of Istanbul was still the historic peninsula and Pera, and many settlements which are now a part of the metropolis were just small villages with distinct characters. Although they  are now connected  together with an urban fabric that developed during the past 50 years, it is still possible to feel the distinct characters in the old centers of these villages.  This multiplicity is one of the most characteristic features of the city. For example Polonezköy, which was built by Polish immigrants during the 19th century is  a village way outside the city center, and it has preserved its Polish character. For instance the restaurants, bars and concert halls that were opened by Russian refugees who fled the revolution in Russia in 1917 had a drastic effect in the social life of early 20th century Istanbul, their traces can still be seen in famous restaurants like Rejans and Ayaspaşa Restaurant. What if the Ayastefanos monument was not destroyed, and a small community of Russian refugees was added to the already multicultural Yeşilköy? Would locals spend their weekends in the famous Russian restaurants around the monument while its square would be full with curious tourists?


  • Yerleştirme

    -

    -