• Tarih

    Yapılış tarihi: 1722
    Yaptıran: III. Ahmet
    Yıkım tarihi: 1730
    Yıkım nedeni: isyan
    Yer: Kağıthane

    Batılıların deyişiyle “Avrupa’nın tatlı suları” kıyısındaki Sadabad, ünlü Lale Devri eğlencelerinin ortamıdır; dünya yaşamı ve zevklerinin öncelik kazandığı, uzunca süren bir barış döneminin simgesidir. Buradaki saray 1722’de, III. Ahmet için sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Elçi Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin aylar süren Fransa ziyaretinden aktardığı gözlemler saray çevresinin peyzaj tasarımında önemli rol oynamıştır. Bahçe ve su düzenlemeleri, anıtlar ve köşkler, portakal ağaçları dizili yollar bu etkilerin ürünü olmalıdır. Farsça yer isimleri, kanallar ve çardaklar ise aynı çağların İran-Hint bahçelerini hatırlatmakta, Sadabad bir anlamda Paris ve İsfahan arasında kalmaktadır.

    Önde gelen devlet görevlilerinin de ahşap saraylar ve köşkler inşa ettirdiği bu mutlu, coşkulu mimarlık ve bahçe ortamı 1730’da Patrona Halil Ayaklanması’nda yıkılıp yağmalanmıştır. Yine de Sadabad Sarayı ve bahçeleri 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar defalarca onarılmış, değiştirilmiş ve özenilerek kullanılmıştır. Ancak 20. yüzyılın ortalarındaki şehircilik kararları uyarınca, o dönemde artık terk edilmiş ve harap olan yapılar yıkılmış, sarayın yerini İstihkam Mektebi, daha sonra Kağıthane Belediyesi almıştır.

    Esas saray Kağıthane Deresi’nin kenarında, sütunlar üzerine
    oturmaktadır; uzun bir kanal olan “Cedvel-i Sim” içine alınan derenin suları mermerden set ve çağlayanlarla sarayın önündeki fıskiyeli havuzlara aktarılmıştır. Sarayın içinde divanhanelerin, tavanları işlemeli odaların ve kafesli cumbaların bulunduğu tarihsel kayıtlarda anlatılmaktadır. III. Ahmet döneminin sarayı için en dayanaklı veriler Avusturya elçisi Gudenus’un çizimleri ile dönemin betimlemeleri ve gravürlerinde bulunabilmektedir.

    Construction date: 1722
    Commissioned by: III. Ahmet
    Destruction date: 1730
    Cause of destruction: riot
    Location: Kağıthane

    The palatial undertaking of Sadabad which was situated on the shores of the “Sweet Waters of Europe” -as it is called in the western world- is known as the setting of the celebrated festivities of the Tulip Age; it is the symbol of a relatively long period of peace as the worldly life and pleasures gained priority in Ottoman culture. The palace at this spot was built in 1722 by the grand vizier Ibrahim Paşa for Sultan Ahmet III. The travel accounts of the Ottoman ambassador Mehmet Çelebi who spent almost a year in France played a significant part in the design of the landscape of the palace area. Garden and water arrangements, monuments and pavilions, alleys with orange trees should be among the reflections of this influence. On the other hand, the Persian names given to places and buildings, the architecture of canals and canopies remind the Persian and Mughal gardens as well, so that Sadabad remains somewhat between Paris and Isfahan.

    This prosperous and joyful atmosphere of architecture and gardens where the leading state officials constructed timber palaces and pavilions was destroyed and plundered during the Patrona Halil riot in 1730. The palace and gardens of Sadabad, though, were restored and reorganized for several times, and passionately used until the second half of the nineteenth century. However, the already abandoned and ruined buildings were demolished according to the urbanism approaches of mid twentieth century, and the palace was replaced by a military engineering school and later on by the Kağıthane Municipality.

    The major palace building was located at the bank of the Kağıthane Stream resting on columns; waters of the stream which were taken into a long canal called “the silver line” were directed over marble sets and cascades into pools with jets of water in front of the palace. Historical sources give descriptions of reception halls, rooms with decorated ceilings and alcoves with lattices. The most reliable data on the palace of Ahmet III can be found among the sketches of the Austrian ambassador Gudenus, and among descriptions and engravings of the time.


    Karakalem çizim, Gudenus, 1740 / Drawing, Gudenus, 1740

    Gravür, Espinasse / Engraving, Espinasse

    Gravür, Hilaire / Engraving, Hilaire
  • Su an

    Sadabad Sarayı’nın bulunduğu yerin günümüzdeki görünümleri

    Views of the site of Sadabad Palace today









  • 3D Model

    Sadabad Sarayı, 3 boyutlu modelleme çalışması / Sadabad Palace, 3D rendering


    Sadabad Sarayı, 3 boyutlu modelleme çalışması / Sadabad Palace, 3D rendering

  • Senaryo


    1.Su Kenti
    Kağıthane mesiresine hayat veren dere Sadabad Sarayının da en önemli parçalarından biridir, hem saray hem de etrafındaki köşk ve kasırlar hep dere etrafında gelişmiştir. Yapılan kanal ve kaskadlar da suyun Sadabad Sarayı için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.  Peki Sadabad Sarayı günümüze kadar gelseydi hem de Kağıthane boyunca akan dere kirlenmeden? İstanbullular yaz aylarında bir yandan dev bir havuza dönüştürülmüş olan kanalda serinlerken, bir yandan da Sarayın bahçesindeki ağaçların altına uzanıp keyifle çaylarını yudumlarlar mıydı?

    1.WaterCity
    The stream that gave life to Kağıthane is also one of the most important parts of Sadabad Palace; both the palace, and the chalets and summer palaces have developed around this stream. The canals and the cascades show the importance of water for the Sadabad Palace. What if Sadabad Palace had reached today with an unpolluted stream washing away its walls? Would locals lay down under the trees at the palace garden and sip their teas, while others chill out in the canal that is turned into a huge pool during the summer season?




    2. Açık Kent
    Sadabad bir zamanlar İstanbul’un sayfiye yeri iken yüzyıl başında bakir olan tepelerini çok katlı apartmanlar, dere kenarlarını da fabrikalar doldurunca artık tertemiz suları lağım derelerine, cirit oyunları yapılan geniş alanları da otoyollar ve viyadüklere dönüşmüş durumda. Dereye çok yaklaşmadığınız takdirde burada bir süre kalabilseniz de İstanbulluların pek azı hafta sonunu burada piknik yaparak geçirmek ister. Peki ya Sadabad Sarayı tüm temiz suları, kaskadları, su oyunları ve yeşil bahçeleri ile birlikte günümüze kadar korunarak gelseydi? Bir zamanlar kentin dışı sayılan Kağıthane bu sefer şehrin merkezinde tekrar İstanbul’un sayfiye yerlerinden biri olsa idi?

    2.Open City
    Once  upon a time Sadabad was the resort district of Istanbul with its crystal clear waters and fresh air. However, today multiple storey apartment buildings cover its slopes that had been untouched at the beginning of the century and factories  were built along  the river, so its “sweet waters” once are turned into sewage canals and its wide fields , where javelin games were once played are turned into highways and viaducts. Even though it is possible to spend some time there -you should not get too close to the canal!- most locals would not go there for a weekend picnic. What if  Sadabad was preserved along with its clean water, cascades, water plays and green gardens? What if Kağıthane which was once the most attractive countryside of Istanbul would again be a recreation area for the locals, but this time in the center of the city. 


  • Yerleştirme

    -

    -